Asya kıtasının merkezinde yer alan Afganistan, tarih boyunca stratejik konumu nedeniyle pek çok uygarlığın gözdesi olmuş, sayısız istilaya sahne olmuş bir ülkedir. Bu sebeple Afganistan’ın tarihi, adeta insanlığın medeniyet mücadelesinin özetidir. Binlerce yıl boyunca Persler’den Büyük İskender’e, Gazneliler’den Babür İmparatorluğu’na kadar pek çok devletin hâkimiyetinde kalan Afganistan, nihayet 1747 yılında Ahmed Şah Dürrani önderliğinde bağımsız kimliğine kavuşmuştur.
Tarihten Bugüne Mücadelelerle Yoğrulmuş Bir Ülke
Afganistan toprakları, İslam’la 7. yüzyılda tanışmış ve halk kısa sürede Müslüman olmuştur. Gazneli Mahmut döneminde bölge, Türk-İslam medeniyetinin önemli merkezlerinden biri hâline gelmiş, bu miras yüzyıllar boyunca korunmuştur.
18. yüzyıldan itibaren İngiltere ve Rusya arasında “Büyük Oyun”un merkezi hâline gelen Afganistan, bu dönemde büyük güçlerin rekabetine sahne olmuş; bağımsızlık mücadelesi, Afgan halkının kimliğinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir.
1919 yılında Emanullah Han döneminde ilan edilen bağımsızlık, Afganistan tarihinin dönüm noktası olmuştur. Ancak sonraki yıllarda yaşanan taht mücadeleleri, darbeler, işgaller ve iç savaşlar ülkenin istikrarlı bir yönetim kurmasını zorlaştırmıştır.
- yüzyılın son çeyreğinde başlayan Sovyet işgali, ardından gelen iç savaşlar ve 2001’deki ABD müdahalesi Afganistan’ı derinden sarsmıştır. 2021 yılında ABD’nin ülkeden çekilmesiyle Taliban yeniden yönetime gelmiş ve ülke bugün hâlâ yeni bir siyasi denge arayışı içindedir.
Siyasi ve Sosyal Yapı
Afganistan, 34 vilayetten oluşan bir ülkedir. Başkenti Kâbil olan ülkede devlet başkanlığı sistemiyle yönetim sürdürülmekteydi. Ancak 2021 yılından bu yana Taliban yönetimi geçici hükümet olarak görev yapmaktadır. Bu yeni dönemde Afganistan, uluslararası alanda tanınma çabası içerisindedir.
Nüfusun yaklaşık 40 milyona yaklaştığı ülkede Peştunlar, Tacikler, Hazaralar ve Özbekler başlıca etnik gruplardır. Halkın büyük bölümü Sünni Müslüman’dır; Şii nüfus oranı ise %10 civarındadır.
Ekonomik Gerçekler ve Doğal Zenginlikler
Uzun yıllar süren savaşlar Afganistan ekonomisini olumsuz etkilemiş olsa da ülke doğal kaynaklar bakımından oldukça zengindir. Topraklarında bakır, demir, kömür, altın, petrol, doğal gaz ve değerli taş rezervleri bulunmaktadır.
Ekonominin büyük kısmı tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Buğday, meyve, kuruyemiş ve pamuk önemli ürünler arasındadır. Ayrıca Afganistan, el dokuması halı ve kilimleriyle dünyada ün kazanmıştır.
Bununla birlikte, altyapı eksiklikleri, yoksulluk ve işsizlik hâlâ ülkenin en büyük sorunları arasında yer almaktadır. Halkın üçte ikisi yoksulluk sınırının altında yaşamakta, kişi başına düşen milli gelir 1.000 doların altındadır.
Türkiye ile Kardeşlik Bağları
Türkiye ile Afganistan arasındaki ilişkiler, 1921 yılında imzalanan Türkiye-Afganistan İttifak Muahedenamesi ile resmiyet kazanmıştır. Kâbil’de açılan ilk yabancı büyükelçilik Türkiye’ye aittir. O günden bu yana iki ülke arasındaki dostane ilişkiler, karşılıklı saygı ve kardeşlik anlayışıyla sürmektedir.
Afgan halkı, tarih boyunca zor dönemlerinde Türkiye’nin desteğini daima hissetmiştir. Türk kurumları, özellikle İHH gibi sivil toplum kuruluşları aracılığıyla Afganistan’da eğitimden sağlığa, tarımdan barınmaya kadar birçok alanda insani yardım ve kalkınma projeleri yürütmektedir.
İki ülke arasındaki ticaret hacmi yıllık 200 milyon dolar civarındadır. Afganistan’da faaliyet gösteren Türk firmaları özellikle inşaat, enerji, sağlık ve madencilik alanlarında önemli projelere imza atmaktadır.
İnancın ve Direnişin Toprağı
Afganistan, yüzyıllardır İslam’ın sarsılmaz kalesi olarak görülmüştür. Her türlü işgal, savaş ve zorluk karşısında inancını, kültürünü ve kimliğini koruyan Afgan halkı, bugün de yeniden ayağa kalkmanın mücadelesini vermektedir. Ülkenin geleceği, dış müdahalelerden uzak, eğitim ve adalet temelli bir yeniden yapılanma sürecine bağlıdır. Afganistan, tüm zorluklara rağmen köklü tarihi, güçlü halkı ve doğal zenginlikleriyle geleceğe umutla bakmayı sürdüren bir ülkedir.

